Okuma Alışkanlığı Kazanmak İçin 10 Beyin Nedeni (Derleme Makale)
Dijital çağ, okuma şeklimizi değiştirdi. Bir araştırmaya göre, ortalama bir Amerikalı kırk yıl öncesine göre daha az kitap okuyor ve nüfusun yalnızca %31'i yılda en az bir kitap okuyor. Bu, genel okuma alışkanlıklarında %10'luk bir düşüşe işaret ediyor. Peki insanlar neden daha az okuyor?
Teknoloji demek basit görünebilir, ancak sosyal medyanın, yayın uygulamalarının ve internet erişiminin erişilebilirliği, aşırı çalışan ve bunalmış birçok insan için hoş bir dikkat dağıtıcı unsur oldu. Ayrıca, herkesin haberlere, hikâyelere ve diğer okuma materyallerine erişebileceği birçok dijital kaynak mevcut. Yoğunlaşmak için içeriklerin küçük parçalara ayırılması önemli. Araştırmalar, çevrimiçi ortamda ortalama okuma süresinin yaklaşık 55 saniye olduğunu gösteriyor; bu süre, okumanın beyin üzerindeki inanılmaz faydalarını görmek için yeterli değil.

Yeni bir şeyler öğrenmek, bir konu hakkında derinlemesine bir bakış açısı kazanmak ve sadece eğlence amaçlı bir hikâye okumak gibi pek çok sebepten dolayı okumak mantıklıdır. Bunun ötesinde, okumak beyniniz için de faydalıdır. İşte okumayı alışkanlık haline getirmeniz için on neden.
1.Beyninizi Güçlendirir
Okumak tüm beyninizi harekete geçirir. Emory Üniversitesi'nin 2013 tarihli bir çalışmasında, okuyucuların kitap okurken MRI taramaları ölçüldü. Okuyucular hikâyeye ne kadar derinlemesine dalarsa, beyinlerinin o kadar çok bölgesi aktive oldu. Daha da şaşırtıcı olanı, bu aktivitenin katılımcılar kitabı bitirdikten sonra birkaç gün boyunca yüksek seviyede kalmasıydı. Ne kadar çok okursanız, bu karmaşık aktivite ağları o kadar güçlenir.
Bu bulgular, araştırmacıları, hareket, duyum ve acıya tepki veren beyin bölgesi olan somatosensoriyel ve motor korteksin, bir kitap bittikten uzun süre sonra bile neden aktif kaldığını anlamaya yöneltti. Araştırmacılar, okumanın beyninizi kahramanın bedenine yerleştirdiğine ve bunun sonucunda bu bölgelerdeki aktiviteyi değiştirdiğine inanıyor.
Boston Çocuk Hastanesi'nde yapılan bir araştırma, okumanın beyninizi yeniden yapılandırabileceğini, yeni sinir ağları oluşturabileceğini ve iki beyin yarımküresi arasındaki iletişimi geliştiren korpus kallozumdaki beyaz cevheri güçlendirebileceğini göstermiştir. Bu, bilgileri daha verimli bir şekilde işlemenizi sağlayarak daha hızlı öğrenmenize yardımcı olur. Ayrıca, özellikle birinin yüksek sesle okumasını dinliyorsanız, okumanın görsel ve işitsel anlayışınızı güçlendirdiğini de bulmuşlardır. 2011 tarihli bir çalışma da bu bulguları desteklemiş ve çocukken okuma alışkanlığı edinmenin ideal olduğunu, ancak bu güçlü beyin faydalarından her yaşta yararlanabileceğinizi göstermiştir.
2.Stresinizi Azaltır
Sussex Üniversitesi'nde 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre, okumak stres seviyenizi %68'e kadar azaltır. Sadece altı dakika boyunca bir kitaba daldığınızda kalp atış hızınız yavaşlar, kan basıncınız düşer ve kaslarınız gevşemeye başlar. Araştırmalar, okumanın uzun vadeli faydalarından yararlanmak için günde otuz dakika okumanın stresin fiziksel belirtilerini önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Kesintisiz bir şekilde okumaya odaklanabildiğiniz sürece, sesli kitaplar da dâhil olmak üzere ne tür kitap okuduğunuz önemli değil.
Çocuğunuzla kitap okumak, ebeveyn-çocuk bağınızı güçlendirirken stresinizi de azaltabilir. Amerikan Psikoloji Derneği Dergisi'nin 2020 tarihli bir araştırması, çocuklarına altı ila on sekiz aylıkken her gün kitap okuyan ebeveynlerin daha düşük stres seviyelerine sahip olduğunu, çocuklarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olduklarını ve çocuklarına karşı daha sıcak davrandıklarını ortaya koydu. Paylaşılan okuma zamanı, çocuklarınızla kurduğunuz duygusal bağı güçlendirirken, daha düşük stres seviyeleri ruh halinizi yükseltmeye yardımcı olur ve sabır, hoşgörü, empati gibi diğer davranışların artmasına yol açar.
Günlük okuma alışkanlığı edinmek, özellikle zor zamanlarla karşı karşıya kaldığınızda, sizi ayakta tutmaya yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda sizin ve çocuklarınız için değerli bir bağ kurma zamanı haline gelebilir.
3.Bilginiz Artar
Bu dijital çağda, yalnızca YouTube videolarından faydalı bilgiler edinebileceğinize inanmak kolay olabilir. Ancak Amerikalı yazar ve illüstratör Tomie dePaola'nın dediği gibi, "Okumak önemlidir çünkü okuyabiliyorsanız, her şey hakkında her şeyi ve her şey hakkında her şeyi öğrenebilirsiniz." Bir YouTube videosu konuyu anlamanıza yardımcı olabilir, ancak kısa videolar konunun engin derinliklerine dalmanızı sağlamaz.
Aslında, multimedyanın öğrenmeyi genişletebileceğine veya artırabileceğine inanmak cazip gelse de, araştırmalar, okumanın temel öğretim modülü olmadığında bu tür öğretim stillerinin olumlu etkisinin çok az olduğunu göstermektedir. Ayrıca, daha yüksek okuma anlama becerisinin daha yüksek bilimsel okuryazarlıkla ilişkili olduğu görülmüştür.
Kitaplar onlarca yıllık deneyimle yazılır ve bunları sadece birkaç dakikalık video içeriğiyle aktarmak imkânsızdır. Dijital bilgi kaynakları faydalıdır ve araştırmanıza başlamanıza yardımcı olabilir, ancak yüzeysel bilginin ötesine geçip herhangi bir konuda derinlemesine bilgi edinmek için, okumanın getirdiği kapsamlı bilgiye ihtiyacınız vardır.
4.Yaratıcılığı ve Hayal Gücünü Geliştirir
Okumak, kendi hayal dünyanızı genişletmenize yardımcı olur. Okurken, beyninizin görsel bilgileri işlemekten sorumlu bölgesi olan oksipital lobunuz aktive olur. Bu, özellikle kurgu okurken etkilidir, çünkü bir yazarın anlattığı dünyaları ve karakterleri hayal etmek, okuduklarınızı görselleştirmenize yardımcı olur. Soyut bir kavramı alıp zihninizde gerçeğe dönüştürüyorsunuz.
Appalachian Eyalet Üniversitesi ve Angelo Eyalet Üniversitesi arasında 2007 yılında yapılan ortak bir çalışma, keyif için okuyan üniversite öğrencilerinin daha yüksek yaratıcılık seviyelerine, hocalarına karşı daha olumlu algılara sahip olduklarını, öğrenmeye istekli olduklarını ve akademik hedeflerine daha kolay ulaştıklarını ortaya koymuştur. 2009 yılında yapılan bir başka çalışma ise, keyif için okuyan üniversite öğrencileri ile yaratıcılık arasındaki ilişkinin, keyif için okumayanlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Ne kadar çok okursanız, yaratıcılığınız o kadar kolaylaşır ve yaratıcı görselleştirmenizi hayatınızın diğer alanlarına uygulamaya başlarsınız. Ayrıca, oksipital lob karar verme sürecinden de sorumludur; bu da beyninizin bu bölgesini ne kadar çok çalıştırırsanız, karar verme süreçlerinizin o kadar iyi olacağı anlamına gelir.
5.Hafızanızı Geliştirir
Hızlı tempolu dünyamızda güçlü bir hafıza değerli bir varlıktır. Müşteri isimleri, iş görevleri veya okul sonrası aktiviteler gibi önemli şeyleri hatırlayamazsanız, zamanınızı, paranızı ve en önemlisi ilişkilerinizi kaybedebilirsiniz.
Çalışmalar, okumanın beyninizi sürekli meşgul ederek hafızanızı geliştirdiğini göstermektedir. Kitabın türüne bağlı olarak, bilgiyi veya hikâyeyi takip ederken kısa ve uzun süreli hafızanızı aktif tutarken, sözlü hafızanızı da çalıştırırsınız. Bu, epizodik hafızadır, ancak okumak aynı zamanda farklı görevler üzerinde çalışırken beyninizde bilgi tutma kapasiteniz olan çalışma belleğinizi de güçlendirir. Bu iki hafıza türü de yaşlandıkça zayıflar ve araştırmalar, yaşlı hastalarda, sekiz hafta boyunca her gün okuyanların hem epizodik hem de çalışma belleğinde önemli gelişmeler gösterdiğini göstermiştir.
Bu düzenli aktivite, sinir yollarının sağlıklı kalmasına yardımcı olur ve yaşlandıkça bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Ne kadar çok okursanız, beyninizde o kadar fazla sinirsel aktivite meydana gelir. Bu, daha fazla sinirsel üretkenliğe yol açarken aynı zamanda beyninizdeki çeşitli yolları güçlendirir. Bu yollar, genel bilişsel işlevi iyileştirerek bilgileri etkin bir şekilde hatırlama yeteneğinize yardımcı olur.
6.Konsantrasyonunuzu ve Odaklanmanızı Geliştirir
Teknoloji, dikkatinizin dağılmasını sağlar. Dikkatiniz dağıldıktan sonra tekrar odaklanmanızın yirmi üç dakika sürdüğünü biliyor muydunuz? Bir bildirim yüzünden bir görevi her durdurduğunuzda, beyninizdeki ödül mekanizmasını güçlendiriyorsunuz ve bu da sadece o anda yaptığınız işe değil, gelecekteki görevlere de odaklanmanızı zorlaştırıyor.
2015 yılında Kanada'da yapılan bir araştırma, 2000 ile 2015 yılları arasında ortalama dikkat süresinin on iki saniyeden korkunç bir sekiz saniyeye düştüğünü ortaya koydu. 18-24 yaş arası katılımcıların %77'si, dikkatlerini dağıtacak bir şey olmadığında ilk uzandıkları şeyin telefonları olduğunu söylerken, 65 yaş üstü bireylerin yalnızca %10'u bu yanıtı verdi. Başka bir araştırma ise, daha yüksek okuma anlama seviyesine sahip ilkokul öğrencilerinin görevlere daha uzun süre konsantre olabildiklerini ve daha yüksek görsel tepki sürelerine sahip olduklarını ortaya koydu.
Dikkatinizi dağıtacak bir şey olmadan okumaya zaman ayırdığınızda, odaklanma ve konsantrasyon kaslarınızı çalıştırmış olursunuz. Kitaba ne kadar uzun süre odaklanırsanız, dikkat dağınıklığı yerine odaklanmayı o kadar çok ödüllendirirsiniz. Bu, dikkat sürenizi artırmanıza yardımcı olarak günlük işlerinize odaklanmanızı kolaylaştırır. Ne kadar çok okursanız, dikkat sürenizi o kadar uzun süre eğitmiş olursunuz ve bu da zorlu işlere odaklanmanızı kolaylaştırır.
7.Kelime dağarcığınızı geliştirin
Dil, doğru kelimeyi seçmekten çok daha fazlasıdır. Sadece İngilizce dilinde bir milyondan fazla kelime olduğu düşünüldüğünde, etkili bir şekilde iletişim kurabilmek, her durumda doğru kelimeleri nasıl kullanacağınızı bilmekle ilgilidir. Okurken bilmediğiniz kelimelerle karşılaştığınızda, o kelimenin nasıl kullanıldığının bağlamını anlarsınız. Bu, kelimeyi ezberlemeye çalışmaktan daha hızlı öğrenmenize yardımcı olur çünkü size kelimenin yalnızca kesin bir tanımını değil, nasıl kullanılacağına dair bir örnek sunar.
Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği'nin 2015 tarihli bir araştırması, anaokulundan 10. sınıfa kadar öğrencilerin kelime dağarcığı seviyelerini incelemiş ve ortalamanın üzerinde okuyucuların 4. ve 10. sınıflar arasında kelime dağarcığı gelişimlerinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Boylamsal Çalışmalar Merkezi'ndeki araştırmacılar, boş zamanlarında keyifle okuyan ergenlerin, okumayan akranlarına göre %26 daha fazla kelime bildiğini ortaya koymuştur.
Ne kadar çok okursanız, o kadar çok dile maruz kalırsınız ve kelime dağarcığınız her kitapla gelişir. Daha da iyisi, ne kadar çok kelime öğrenirseniz, yeni kelimeleri o kadar hızlı öğrenirsiniz ve bu inanılmaz faydaları görmek için günde sadece on beş dakika okumanız yeterli.
8.İletişim becerilerinizi geliştirin
Her kitap, kelime seçimleri ve yazma tekniklerinin bir derlemesidir. Düşünce ve duyguların jestler, beden dili ve diyalog yoluyla nasıl iletilebileceğine dair örnekler sunarlar. Yazma yeteneği, okuma sırasında aktive olan parietal lobda bulunur.
Beyniniz, okuduğunuz kitapların dilbilgisi tarzını depolar ve bu da hem yazılı hem de sözlü olarak net iletişim kurma yeteneğinizi güçlendirmenize yardımcı olur. Aynı zamanda size farklı bakış açıları da kazandırır. Olaylara başkasının bakış açısından bakma yeteneği kazanırsınız. Yeni fikirlerle karşılaşır ve dünyaya yeni bakış açıları kazanırsınız. Bu empati, çevrenizdeki insanlarla daha etkili etkileşim kurmanıza yardımcı olur.
Sizi heyecanlandıran konuları veya hikâyeleri okumak, okuma deneyiminizi paylaşacak insanları ararken iletişiminizi de teşvik eder. Yeni insanlarla tanışacağınız bir kitap kulübüne katılabilir veya yeni bir iş arkadaşınızla okuma sevginizi paylaştığınızı keşfedebilirsiniz. Ne kadar çok insanla etkileşim kurarsanız, iletişim becerileriniz o kadar gelişir.
9.Ruh sağlığınızı iyileştirin
Ruh sağlığı, günümüz toplumunda giderek artan bir endişe kaynağı haline geldi. Dijital çağda insanlar arkadaşlarından ve ailelerinden daha kopuk hissettikçe, depresyon ve kaygı da artmaya devam ediyor.
Okumak, dünyayla benzersiz bir bağ kurmanıza yardımcı olur. Sizinle aynı sorunlarla mücadele eden karakterler hakkında okuyabilirsiniz ve bu bağ, görünür ve daha az yalnız hissetmenize yardımcı olur. Araştırmalar, benzer bir mücadele yaşayan bir karakterle özdeşleşmenin, bireylerdeki izolasyon ve yalnızlık duygularını hafiflettiğini gösteriyor. Ayrıca, sizinle benzer kitaplar okuyan başka insanlar bulabilir ve ortak hobiniz temelinde arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Okuma grupları ve kitap kulüpleri bunu yapmanın harika yollarıdır.
Empati kurmanızı sağlar ve bu da kurgusal dünyaların dışındaki insanlarla bağlantı kurma yeteneğinizi artırır. Araştırmalar, okuyucuların daha yüksek empati yeteneğine, daha iyi sosyal becerilere, daha iyi bir bakış açısına ve insan doğasına dair daha net bir anlayışa sahip olduğunu göstermeye devam ediyor.
Yeni çalışma alanlarından biri de bibliyoterapidir. Bir terapist veya ruh sağlığı uzmanının rehberliğinde, bireysel olarak veya grup halinde çeşitli literatürü okur, düşünür ve tartışırsınız. Araştırmalar, bazı hastaların bibliyoterapi ile birlikte kullanıldığında bilişsel davranışçı terapiden daha fazla fayda gördüğünü göstermektedir. Araştırmacılar, bibliyoterapinin cerrahi hastalarında depresif semptomları hafiflettiğini ve hem demans hem de psikoz hastalarında bilişsel işlevselliği iyileştirdiğini bulmuşlardır.
10. Okumak Eğlencelidir
Herhangi bir kitap kurduna sorun, okumanın bağımlılık yaptığını söyleyecektir. Kapağı her kapattığınızda, hikâyeyi düşünürsünüz ve bu da dopamin salınımını tetikler. Araştırmalar, beklentinin güçlü bir isteklendirme kaynağı olduğunu ve beyninizin bir olayı beklerken, olayın kendisinden daha fazla dopamin salgıladığını göstermiştir. Bu kadar çok kitapseverin gününü güzel bir kitapla sonlandırmak için sabırsızlanmasına şaşmamalı.
Bağımlılıklar söz konusu olduğunda, bu zararsızdır ve hem kişisel hem de profesyonel olarak öğrenmek ve gelişmek için sonsuz fırsatlar sunabilir. Bulmacaların beyne iyi gelmesi gibi, okumak da beyninizi aktif ve meşgul tutar, bu da daha iyi beyin sağlığına yol açar. Bunu sosyal medya, film ve televizyon gibi dijital eğlence seçenekleriyle karşılaştırdığınızda, okumanın açık ara en sağlıklı seçenek olduğunu görürsünüz.
Ezcümle;
Okumak, stresinizi azaltarak, ruh sağlığınızı iyileştirerek, yeni sinir yolları geliştirerek, empati kurmanıza yardımcı olarak, iletişim becerilerinizi geliştirerek ve size sağlıklı bir eğlence sunarak yaşam sürenizi uzatabilecek bir alışkanlıktır. Dijital dünyada birçok yeni hobi olabilir, ancak okumak yaşam sürenizi uzatan birkaç alışkanlıktan biridir. Günde on beş ila otuz dakika ayırarak, tüm bu harika beyin faydalarının tadını çıkarabilir ve sınırsız yaşamınızın kilidini açma yolunda ilerleyebilirsiniz.
Ali Aykut Tenğerli