Koltuk
Ben bir koltuğum,
Ahşabım çatladı yılların yükünden,
Süngerim çürüdü
Oturulan her an, biraz daha yıldım
Taşımaktan insanoğlunu...
Hoyrat oturuşlar geçti üstümden,
Kimse sormadı “Nasılsın?” diye,
Sırtıma yaslananlar,
Sadece kendi yüklerini bıraktı.
Tanımam kimseyi.
Bir çocuk ağladı bir gün,
Bir adam bağırdı ertesi,
Bir kadın sessizce gitti; iz bıraktı, ama isim bırakmadı.
Konuşmalar doldu kumaşıma:
“Bu iş böyle gitmez.”
“Beni anlamıyor.”
“Yarın ararım.”
Hepsi uçtu, ben tuttum.
Kimi zaman temizlediler üstünkörü
Çoğu zaman kırıntı doldu iki minderin arası
Hepsini unuttum da
Umarsız bir külün bıraktığı küçük delikti
İçimde kalan ateş yarası
Ben bir koltuğum,
Unutulmuş bir tanığım,
Ne evin parçası, ne insanın dostu,
Sadece oturulan, geçilen, unutulanım.