Çanakkale: Taşta Zaman, Dalgada Ruh
Taşlar konuşur burada,
Her biri bir asker, bir dua, bir iz.
Toprak susmaz,
Alın teriyle yoğrulmuş bir milletin sesiyle titrer.
Gelibolu rüzgârı serttir,
Ama içinde bir fısıltı taşır.
O fısıltı belki bir askerin son duası belki de
Athena'nın hırsı
Siperlerin arasında unutulmuş bir mendil,
Bir mektup, kahramanı bilinmeyen
Bir destanın özetidir belki de...
Boğazdan gemiler geçer,
Ama deniz hâlâ 1915’i hatırlar.
Hiç unutmamıştır ki aslında
Her dalga bir hatıra,
Her köpük bir gençliğin vedası.
Assos’ta gün batımı,
Tarihin gölgesinden bir ödül süzülür.
Kaz Dağları nefes alır derin derin,
Belki de kızgındır kim bilir..
Ayvacık’ta zeytin ağaçları,
Bin yıllık sabırla bekler zamanı.
Bir taş evin duvarında
Güneş, geçmişi ısıtır sessizce.
Ve ben,
Bir ziyaretçiyim bu kadim sahnede,
Ne bir askerim ne bir tanık,
Sadece dinleyenim: taşları, rüzgârı, suyu.
Çanakkale geçilmez
Ama ruhu geçer içimden…